Hayatımızı Kimlere Borçluyuz..


Hayatım boyunca hep; “öğrendiklerimin zekatını vermeliyim!” demişimdir. Bendenizi buralara getiren sadece öğrendiklerim miydi? Ya da çok çalışmak vs. sayesinde miydi? Öncelikle; beni yetiştiren ailemin karşılıksız, beklentisiz, limitsiz katkı ve özverileri en büyük dayanağımdı. Muhakkak kişisel çaba ve çalışmanın etkisi de çok fazlaydı. Ancak, bu yolda bana destek veren görünmez diğer kahramanlar yok muydu? Tabii ki vardı! Hem de fazlasıyla…
Başta, “ödedikleri vergileriyle devletten aldığım aylıklar, yolluklar vb. menfaaetlerimin finansörleri” güzel ülkemin tüm insanları.
Sonra da görevlerim sırasında hemen her derdimi çözen, iş yaşamıma müthiş katkılarda bulunan diğer çalışanlar.
Bana bilgileri, rehberlikleriyle yol gösteren, olgunlaşmamın alt yapılarını sağlayan hocalarım, amirlerim…
Onların haklarını ne yapsam, ne desem ödeyemem.

Hayatımızda her zaman insanlar olacaktır. Onlar olmadığında bazı işlerin ters gidebileceği, hatta sağlığımızın da risk altında olabileceğini bilmeliyiz.

İngilizce’de, “payback” kelimesinin anlamı “geri ödeme” dir. Bendeniz de son 8 yıldır. naçizane bu geri ödemenin çabasındayım.

Özetle, “öğrendiklerimin zekatını verme” peşindeyim…

İşte bu dediklerimi çok güzel açıklayan, yaşanmış bir hikaye.

Paraşüt:

“Charles Plumb Vietnamda savaşmış, ABD Hava Harp Okulu mezunu bir pilottu.
75.inci uçuşunda yerden havaya atılan güdümlü bir füze ile vuruldu.
Derhal kendini fırlatıp paraşütle bir ormanın içine düştü.
Vietkonglar tarafından yakalandı ve 6 yıl Kuzey Vietnamda esir olarak tutuldu.
Bugün Charles Plumb yaşadığı deneyimlerini ders olarak aktarmaktadır.

Bir gün Charles ve eşi bir restoranda yemek yerlerken bir adam masalarına yaklaşır ve şaşkınlık içinde çığlık atar:
– Aman Allahım ! Sen Plumb’sın. Vietnamda jet pilotuydun, Kitty Hawk havaalanından. Uçağın düşmüştü!
– Evet ama sen nereden biliyorsun bunu? der eski pilot Plumb.
– Biliyorum çünkü uçuş öncesi senin paraşütünü ben hazırlamıştım.
Plumb hayretler içinde kalır. Adam elini Plumbun omuzuna atar:
– Anladığım kadarıyla paraşüt işe yaramış …
Plumb evet anlamında başını sallar. ‘Eğer işe yaramasaydı şu anda burada değildim!’

Plumb o gece, restoranda masaya gelen adamı düşünmekten uyuyamaz.
Savaş sırasında çoğu kez gördüğü bu adamla bir kez olsun konuşmadığını düşünür.
Çünkü o bir savaş pilotu, adam ise paraşüt hazırlayan basit bir askerdir sonuçta.
Oysa o asker, uzun tahta bir masada saatlerini vererek, büyük bir özen ve dikkatle katladığı paraşütlerle, her seferinde hiç tanımadığı bir insanın kaderini ellerinde tutuyordu.

Bu olaydan sonra verdiği derslerde Plumb dinleyicilere hep aynı soruyu sormaya başlar.

Paraşütünüzü kim hazırlıyor?

Tüm hayatı boyunca ihtiyaç duyduğumuz her şeyi bir başkasının hazırladığı biz modern dünyanın insanlarına sorulabilecek en anlamlı sorulardan biri de bu belki.
Yaşamaya devam etmemizi sağlayan sayısız paraşütler var hayatımızda.

Her defasında bir başka insanın bizim için hazırladığı, maddi-manevi paraşütler, akılsal-duygusal paraşütler…
Sahip olduğunuz en büyük yeteneği kim kazandırdı size veya düşünce yapınızı kim biçimlendirdi?
Kimler size moral verdi zor zamanlarınızda ya da yaşam değerlerinin farkına varmanızı kimler sağladı?
Hayatınız boyunca paraşütünüzü hazırlayanlar kimlerdi?

İşte onlar, hayatımızı borçlu olduğumuz insanlardı…
Peki siz kimlerin paraşütünü hazırlıyorsunuz?
Öldükten sonra arkanızda ne bırakacaksınız, hiç düşündünüz mü?”

– Kaynak: aspow.org “Who packs YOUR parachute?”
Charles Plumb kimdir?


Yazanın Notu :

Bizleri yetiştiren ana-baba, diğer aile bireyleri, eğitmenler, iş yaşamındaki uzman, amir ve diğer çalışanlar., vatandaşlar, dünya insanlarının tümü…

Yaşamda hayati önemi bulunan icatlar, yenilikler, özetle kullandığımız her türlü aracı yaratanlar, yazdıkları, çizdikleri, sergiledikleri, sahneledikleriyle sanatı, en önemlisi de hayatımızı borçlu olduğumuz insanları asla unutmamalıyız.

Ve yine unutmamalıyız ki; hayat birbiriyle bağlantılı birçok oluşum, onu düzenleyen-ayarlayan insanların aralarındaki ilişkilerinin bir bütünüdür.

Bu düzen içinde :

Hepimiz doğru olduğunu düşündüğümüz varsayımlarla yaşamaktayız. Halbuki yaşam, bu varsayımlar dışındaki gerçeklerle daha anlamlı ve daha yaşanılası kılınabilir…

Birbirimize sevecen, anlayışlı, sevgi-saygılı davranabilmeli, hoşgörü ortamını desteklemeli, toplum olarak birlikte yaşayabilme değerlerimize sahip çıkabilmeliyiz.

Hayatımızı borçlu olduğumuz toplumumuz ve o toplumun insanlarının haklarını verebilmeliyiz.

Bunun da en doğru ve en güzel yolu, bilinenler ve öğrenilenlerin paylaşılabilmesi, yani zekatının verilebilmesidir…

Sevgiyle kalınız…


Zaman ayırıp bu yazıyı okuduğunuz için teşekkür ederim…

Eyüp CAN ÇALIŞ

1993 yılında İstanbul'un Şişli ilçesinde dünyaya gözlerimi açtım.Ailemin tekne kazıntısı tabiriyle, en ufakları benim. Hayatı en sevdiği kişiyle beraber geçirmeyi seven, insancıl, neşeli, yerine göre tatlı biber, siyah saçlı, kahverengi ( kimisi bal rengi der) gözleri ve cilleri olan biriyim.