... DmC: Devil May Cry ...

           Artık çoğumuzun bildiği, efsaneleşen bir serinin yeni  oyunu "DmC: Devil May Cry" piyasaya çıktı.  2010 "Tokyo Game Show" etkinliğinde duyurulan oyun takipçileri tarafından büyük merakla beklenilmeye başlamıştı. "Capcom" firması bu efsaneleşen seriyi "Ninja Theory'nin" ellerine bıraktı ve şuan piyasada olan "Dmc: Devil May Cry'ı" biz oyun severlere sundu. Oyun yazarları tarafınan çok beğenilen oyun, aynı etkiyi oyunseverlerin üzerine yansıtamadı malesef. Sebebi ise kahranımız "Dante'nin" yenilenen görünümüydü. Çünkü mangasına ve ilk 4 oyununda Dante'nin  Amerikan tarzı bir vücudu, hafif uzun ve beyaz saçları ve sert hatlara sahip bir yüzü varken son oyunumuzda karşımıza biraz daha Avrupai bir görünüş, dağınık ve kesimi garip olan siyah saçlar ve toy bir gencin suratına sahip. Doğal olarak oyunseverler tarafından pek hoş karşılanmadı. Capcom ise bunun sebebini oyunun kendini tekrarlamasından ve ilginin azalacağı riski yüzünden böyle bir yapılanmaya girdiğini açıkladı. Şuana kadar olan satışların 1 milyonu yakalaması Capcom'u pek memnun etmemişe benziyor ki eski Dante görünümü sunan ekstra paketler çıkarttılar.

         Oyunun incelemesine gelicek olursak. Ninja Theory gerçekten mükemmel bir iş çıkarmış. Her ne kadar Dante hayal kırıklığı yaratsa da, oyunun akışkanlığı ve özgür komboların çokluğu çoğu oyunseveri memnun eden bir durum açıkcası. Çünkü bu oyunumuzda Dante, kendiyle özdeşleşen silahlarının yanı sıra ekstra silahlara, kılıçlara da sahip oluyor. Bu silahları kılıçları istediğimiz şekilde kullanıp çok özgün ve sınırsız kombolar yapabiliyoruz. Gelelim hikayemize.
         Oyun gerçek dünya ile şeytanların dünyasında geçmektedir. Limbo City gerçek dünyadır. Mundus'un cehennemin kapısını açarak oluşturduğu şeytanların dünyası ise farklı boyutta ama aynı dünyanın üzerinde olup Limbo City'in birebir aynısı ama şeytanların kontrolünde bir dünya. İnsanlar bu şeytanların dünyasını ve içinde yaşayan şeytanları görememektedir. Mundus şeytanca fikirlerini işletip insanlardan yararlanıp Şeytan Dünyasını yaşatmaktadır. Bu yapılanmanın farkında olan Vergil yani Dante'nin kardeşi, bir ekip kurarak bu düzeni bozmak ister. Dante bir nephilimdir. Yani iki farklı türden oluşan bir genetik yapıya sahiptir. Bu yüzden de iki türün güçlerine sahiptir ve Mundus bu gücün yaşamasını istemez. Zaten önceki nephilimi yakalatıp ya hapsetmiştir ya da yok etmiştir. Dante'nin peşine de avcısını göndermiştir. İşte oyun burada başlamaktadır. Kahramanız Dante'yi şeytanların dünyasına sıkıştırıp onunla dövüşmeye başlar. Bundan sonraki hikaye ise Dante'nin kendini farketmesi ve düşmanlarını tanıması üzerinedir. Avcıdan kurtulup geçmişini hatırlama başlar. Şeytanların Dünyasına sıkıştığı sırada ona yardımcı olan Cat onu Vergil'e götürür ve Vergil kardeşinin hatırlayamadığı olayları ona hatırlatmakta yardımcı olur. Dante olayları hatırlamaya ve kavramaya başlar. Dante'nin babası şeytan, annesi melektir. Şeytanların meleklere aşık olmak onlarla ilişkiye girmeleri kesinlikle yasaktır. Ama Dante'nin babası Sparda gönlünü annesi Eva'ya kaptırır ve yasak aşk yaşanır. Dante ve Vergil bu aşkın meyveleridir. Ama Mundus Vergil'in de bir nephilim olduğunu bilmez. Bu yasak aşkı öğrenir öğrenmez evlerine baskın yapar ve Dante'nin annesini öldürür, kalbini eliyle parçalayarak. Sparda'yı ise hapseder. Dante bu yaşanılanları hatırlamaz. Ama Vergil'in ise aklından çıkmaz ve Dante'ye her şeyi anlaması için yaşadıkları eve götürüp imgeleri hatırlamasını sağlar. Dante bu imgeler sayesinde şeytan ve melek özelliklerini keşf edip yeni silahlara ve güçlere sahip olur. Oyunun ilerleyen bölümlerinde ise bunlara yenileri eklenir ve en sonunda meşhur "Devil Trigger" özelliğini keşfeder. Bundan sonra oyunun ilerleyişi tamamen şeytanları temizleyip ve bölüm sonu bosslarını kesip Mundus'tan öç alıp ve insanları kurtarmaya çabalar kahramanımız Dante. Ninja Theory hikaye ve oynanış bakımından ne kadar büyük bir iş başarmış olsa da bana bossların çok güçsüz olduğu izlenimini verdi. O kadar çok zorlamıyorlar eski DMC oyunlarına nazaran. Şahsen Mundus'tan önceki boss en çok zorlayan bosstu beni Mundus'ta bile o kadar zorlanmadım. Unutmadan oyun boyu sürekli yanımızda olup bize destek olan Cat'i de unutmayalım. Cat, Vergil'in kurduğu ekibin bir üyesidir ve Dante'yi oyunun başından beri izleyip ona yardımcı olur. Psişik güçleri vardır ve gerçek dünya ile şeytanların dünyası arasında iletişim kurabilir. Vergil onu sıkıştığı şeytanların dünyasından kurtarmıştır. Dante'nin bir nevi güç kaynağı da diyebiliriz. Hiçbir şekilde Dante Cat'ten Cat'te Dante'den vazgeçmemiştir. Hatta onun yaşamı için Vergil'le kavga bile etmiştir. Bunun farkına varan Mundus Cat'i ele geçirir ve rehin alır. Vergil planlarına sadık kalıp cehennemin kapısını kapatmayı ister. Dante ise Cat'i Mundus'un elinden kurtarmak. Vergil daha fazla dayanamayıp Dante'nin isteğine kulak verir ve Mundus'un doğmamış bir çocuğu olduğunu, bunu kullanabileceklerini söyler. Dante bu çocuğu taşıyan kadının mekanını basar ve sonunda onu ve çocuğu ele geçirir. Filmlerde görüdüğümüz gibi bir takas gerçekleşir ama Mundus şahsen katılmaz ve bulunduğu binanın tepesinden izler. Mundus'un askerleri Cat'i serbest bırakır aynı şekilde Dante'de taşıyıcı anneyi bırakır. Tam takasın gerçekleşeceği sırada Vergil taşıyıcı anneyi vurur ve öldürür. Bunun karşısında da askerler ateş etmeye başlar Cat'i hemen alıp uzaklaşırlar ama Mundus buna karşılıksız kalmaz ve terörünü estirmeye başlar. Gerçek Dünya ile Şeytanların Dünyası yavaş yavaş birleşmeye başlar.Kahramanlarımız ise hemen bu kargaşadan kaçıp derhal Cehennemin Kapısını kapatmak isterler. Dante ile Vergil, Cat'in yaptığı plan sahisinde binaya sızıp Cehennemin Kapısını kapatmayı ardından Mundus'u öldürmeyi amaçlarlar. Sonunda Dante Mundus'un bulunduğu kata ulaşır ve Mundus'u kızdırarak o kattan uzaklaştırır. Dışarı çeker ve Vergil bunu fırsat bilerek Cehennemin Kapısını kapatır. Şeytanların dünyası kapandığı için gerçek dünyada kapana kısılmış bür sürü şeytan vardır ve gerçek dünyayı karmaşaya sürükler. Dante Vergil'in yardımıylarıyla beraber Mundus'u gerçek formunda alt eder ve Dünyayı Mundus'tan kurtarır. Ama bu sefer hiç tahmin etmediği bir şeyle karşılaşır. Dante Vergil ile beraber şeytanları temizlemeyi düşünürken Vergil yeni düzeni kendisi kurmayı ve insanları yönetmeyi ister. Dante buna karşı çıkar. Vergil insanların zayıflıklarından bahseder Dante Cat'i örnek gösterir ama Vergil'i fikrinden vazgeçiremez ve ikili arasında bir dövüş başlar. Vergil'i alt edip tam öldürmek üzereyken Cat onu durdurur. Vergil'i yerinden kaldırır ve Vergil Dante'ye "Sen bir insan değilsin. Seni sevmiştim kardeşim" der ve yok olur. Cat ise Dante'ye dönüp "Sen Dante'sin ne eskik ne fazla" der. Böylece Dante insanları şeytanlardan korumaya ve kurtarmaya başlar. Vergil ise kendi iktidarını kurmaya çalışır. Oyunun tüm hikayesi bu.
        Oyunun mekaniğine gelicek olursak 2 melek silahı 2 şeytan silahı ve kendi sahip olduğu silahlar sayesinde bir çok çeşit silaha ve komboya sahiptir Dante. Diğer oyunlarda olduğu gibi orblar ve yıldızlar mevcuttur. Oyun boyunca toplanan beyaz orblarla güçlerinizi ve özelliklerinizi geliştirebilir, kırmızı orblarla mağazadan yeşil, mor orblar ya da can barını, trigger barınızı arttıracak taşlar ve öldüğünüzde kaldığınız şekilde devam etmenizi sağlıyacak altın orb alabilirsiniz. Oyun içinde topladığınız yeşil orblar ise canınızı yeniler. Bazı şeytanlar ise belli silahlarla öldürülüyor. Kırmızı parlayanlar şeytan özellikleriyle mavi parlayanlar ise melek özellikleriyle öldürülüyor. ve Melek özelliğe ile tuttunuğuz şeye kendinizi fırlatırken şeytan özelliği ile kendinize doğru çekiyorsunuz. Ninja Theory'i kutlamak gerek gerçekten çok güzel bir oyun ortaya koymuşlar. Bazı gizli oyunlar var ve oyunu bitirdiğinizde yeni görünüme sahip ama saçları beyaz olan Dante ile oynayabiliyorsunuz. Diğer oyun modlarında ise seviyeyi zorlaştıran ya da tek vuruşla öldüğünüz senaryolardan mevcut bunu deneyip kendiniz tecrübe etmeniz daha güzel olur.

Oyun Puanları ise şöyle:

PC           : 86/100
Xbox360 : 86/100
PS3         : 85/100


İyi günler dilerim Sevgilerle Sercan Özdemir .)

Eyüp CAN ÇALIŞ

1993 yılında İstanbul'un Şişli ilçesinde dünyaya gözlerimi açtım.Ailemin tekne kazıntısı tabiriyle, en ufakları benim. Hayatı en sevdiği kişiyle beraber geçirmeyi seven, insancıl, neşeli, yerine göre tatlı biber, siyah saçlı, kahverengi ( kimisi bal rengi der) gözleri ve cilleri olan biriyim.